3 Aralık Dünya Engelliler Günü: Kutlama Değil, Hakikatle Yüzleşme Günüdür

Herkesin malumu olduğu üzere yarın 3 Aralık Dünya Engelliler Günü… Muhtemeldir ki yine birçok “kutlama mesajı” paylaşılacak, sosyal medyada “Aramızda engel yok” cümlesi bolca dile getirilecek. Peki, gerçek böyle mi? Engelli bireylerin günlük hayatta karşılaştığı sorunlar birkaç güzel sözle çözülebilecek kadar basit mi?

3 Aralık Bir Kutlama Günü Değil, Farkındalık ve Eylem Günüdür

Öncelikle şunu netleştirmek gerekir:

3 Aralık Dünya Engelliler Günü bir kutlama günü değildir.

Bu gün, toplumun engelli hakları, erişilebilirlik, ayrımcılık ve toplumsal farkındalık konularında adım atması için oluşturulmuş bir farkındalık günüdür.

Dünya ve Türkiye’de Engelli Nüfusu Gerçekleri

Dünya Sağlık Örgütü’nün 2025 yılında yayımladığı verilere göre dünya üzerinde 1.3 milyar engelli birey bulunmaktadır. Yani her 6 kişiden 1’i engellidir. Bu oran, engellilik konusunun ne kadar büyük ve evrensel bir mesele olduğunu net şekilde ortaya koymaktadır.

Türkiye’de ise en kapsamlı veri, TÜİK’in 2011 Nüfus ve Konut Araştırmasıdır. O rapora göre nüfusun %6,9’u engelli olup bu da 2011 yılı için yaklaşık 5.155.975 kişi demektir.

Aradan 14 yıl geçti.

Engelli doğanlar oldu, sonradan engelli olanlar oldu, nüfus arttı…

Bu verileri günümüze uyarladığımızda Türkiye’de 8 ila 10 milyon engelli birey olduğu tahmin edilmektedir.

Peki Bu Milyonların Kaçı Toplumsal Hayatın İçinde?

Şimdi asıl soruya geliyoruz:

Türkiye’de en iyi ihtimalle 8 milyon engellinin kaçı sosyal hayatta görünür durumda?

Bu yazıyı okuyan kimsenin “%50 ve üzeri” gibi bir oran söyleyebileceğine inanmıyorum. Çünkü engelli bireylerin toplumdan uzaklaşmasının nedeni kendileri değil, sistemsel ve zihinsel engellerdir.

Engellileri Engelleyen Asıl Şey: Toplumsal Önyargı ve Erişilebilirlik Sorunları

2025 yılında, büyük çoğunluğu İslam dinine mensup bir ülkede, “Yaratılanı severiz Yaradan’dan ötürü” anlayışından giderek uzaklaşmış bir tablo görüyoruz:

  • Engelliyi aciz görmek
  • İkinci sınıf vatandaş gibi davranmak
  • “Bana yük olur” algısı
  • Aşağılama, dışlama, yok sayma
  • Ego ve önyargı kaynaklı mesafe

Bunlar günlük hayatın acı gerçekleri.

2003’te ilkokula başlarken okul müdürlerinin beni okula almak istemediğini dün gibi hatırlıyorum. Aradan 22 yıl geçti; hâlâ görüştüğüm engelli ailelerinin en önemli sorunlarından biri çocuklarının okula kabul edilmemesi.

Erişilebilirlik Yoksa Bağımsız Yaşam da Yoktur

Kaldırımlar fiziksel olarak yetersizken esnafın:

  • Kaldırıma masa-sandalye atması
  • Mal yığması
  • Arabasını kaldırıma park etmesi

gibi davranışları “engelli erişilebilirliği” diye bir şey bırakmıyor.

“Standart” diye satılan ama engelli kullanımına uygun olmayan ürünler, erişilebilir olmayan mekanlar, yanlış tasarlanmış şehirler ve bilinçsiz davranışlar bu sorunları daha da büyütüyor.

Sonuçta ise “Bu kişi engelli!” deniyor.

Peki asıl soru şu:

Acaba sen engelliyor olabilir misin?

Asıl Engel: Yanlış Zihin Yapısı

Engelleri kaldıracak olan şey rampalar, asansörler ya da yollar kadar zihinlerdir.

Doğru zihniyete sahip kişi bir engelliyi “engelli” etiketiyle değil,

“zorluklar yaşayan bir insan” gözüyle görür.

Ve bilir ki bu zorluklar el ele verilirse aşılır.

“Engelli” Kelimesi Neden Rahatsız Etmiyor?

Birileri “Sen neden yazında engelli diyorsun?” diyebilir.

Aslında “özel gereksinimli” demek daha doğrudur; hatta yalnızca “insan” demek en doğrusudur.

Fakat bir sıfat kullanılacaksa ben engelli kelimesinden rahatsız olmuyorum.

Beni rahatsız eden şey, engelli kelimesinin “aciz”, “muhtaç” gibi sıfatlarla eş tutulmasıdır.

Gerçek Bir 3 Aralık Temennisi

Sosyal medyada süslü cümlelerle paylaşım yapmak için değil,

gerçek bir farkındalığı kavrayıp çözüm için adım attığımız bir

3 Aralık Dünya Engelliler Günü temennisiyle…