Çevreniz tarafından size verilen tavsiyeler her zaman iyi niyetli değildir.
Bazı tavsiyeler sizi samimi olarak ileri taşımaya yöneliktir. Tavsiyeyi veren kişi gerçekten sizin iyiliğinizi, sağlığınızı, başarınızı ister. Çıktığınız yol ona heyecan vermiştir, sizin adınıza heyecanlanmıştır ve varış noktasına en doğru ve en hızlı şekilde ulaşmanız için kendince gördüğü yolu size sunar, teklif eder.
Fakat bazı tavsiyeler ise iyi niyet zırhına bürünmüş tavsiyelerdir, tıpkı kuzu postuna bürünmüş kurt gibidir… Bu tavsiyeler öyle direk yıkıcı değildir, bir noktadan sizi yükseltir ama başka bir noktadan sizi geri koyma amacı güder.
Örnek vermek gerekirse; diyelim ki bir sevgiliniz var ve ilişkiniz şu sıralar zorlu bir dönemden geçiyor. Anlaşmazlıklar, kavgalar vs… Aslında belki de çözülmeyecek sorunlar değil; oturup sakince konuşulsa belki çözümü çok basit. Fakat hemen “yakın arkadaş” devreye girer. Bu kişi gerçekten iyi niyetli ise ne mutlu size. Fakat böyle durumlarda “Kanka o zaten sıkıntılı biri yaa. Sen bununla uğraşana kadar başkasıyla evlenip çocuk bile yapmıştın” gibisinden sözlerle senin aklına girip, seni sevgilinden ayırıp, gidip senin ayrıldığın sevgilinle ilişkiye başlayan tipler de yok değil maalesef. Sen bir şaşırıp “E hani bu kötüydü, bundan eş olmazdı. Beni sen ayırmadın mı?” demek istersin, o pişkin pişkin “Ya sen zaten ayrılmıştın, biz de konuşurken olan oldu işte.” deyiverir.
Toplumda böyle insanların sayısı bitmez ve işin en komik tarafı: Sana verdiği tavsiyeyi kendisi uygulamayanlardır:
- Sana “çalış” der, kendisi gezer.
- Senin yaptığın işi eleştirir ama kendisinin ortaya koyduğu bir iş yoktur.
- Sen bir başarını anlatırsın “ön plana çıkma” der ama kendisi her fırsatta kendini anlatır. Ve çoğu zaman senin başarın kadar da başarısı yoktur.
Sürekli “Senin iyiliğin için” der ama aslında kendi iyiliğinden başka kimse düşünmez. Oradaki amaç şudur: Sen ön plana çıkma, ben çıkayım; sen sürün, ben günümü gün edeyim…
Şimdi aklında “İyi de ben gerçek tavsiye ile iyilik postuna bürünmüş tavsiyeyi nasıl anlayacağım?” diye soru oluşmuş olabilir.
Burada yapman gereken birkaç adım var:
- Kişileri ve olayları duygularınla değerlendirme.
Duyguların sana “o çok iyi, çok sevimli, çok minnoş biri” diyebilir ama realitede o maskenin altından bir canavar çıkabilir.
- En yakınına bile biraz uzak ol.
Sen onu canın, ciğerin olarak görüp her özelini anlatırsın ama o savaş öncesi zayıf noktaları tespit için gelmiş bir gözcü olabilir.
- Çıkar çatışmasına dikkat et.
Ortaya bir para, makam, popülerlik gibi sadece bir kişiye ait olabilecek bir “pasta” geldiğinde veya birinden bir iltifat aldığında onu gözlemle. İştahı kabarıyor, ağzı sulanıyor, böbürleniyor mu; yoksa iltifatı nazikçe kabul edip, pastayı sana da samimiyetle teklif edebiliyor mu?
- Son ama en önemli madde: Senden önce başarmadıysa tavsiye alma.
Onu çok sevebilirsin, çok değer verebilirsin ama bir konuda tavsiye alacaksan senden önce o konuda bir şeyler yapıp yapmadığına, başarıp başarmadığına bir bak. Herkes her konuda dinlenmez.
Umarım kurt ile kuzuyu ayırt edebildiğin bir hayat seni bekliyordur. Tedbirli ol ama ne kurdu kuzu zannedip sürünü ziyan et ne de tüm kuzuları kurt zannedip kendi ellerinle sürüyü telef et. Kendine güven ve kimseyi gözünde büyütme…




