Gençlik Çağı; insanın en verimli, en dinamizmi yüksek ve en hızlı harekete geçebildiği bir çağdır. Bir dönem ben de siyasi yapılanmalarda görev almış bir genç olarak şunu söylemek istiyorum ki; gençlerin arasına siyaset girmemeli!
Bu sözümden gençlerin apolitikleşmesini istediğim, siyasette gençlere yer olmadığını düşündüğüm çıkarılmasın. Elbette her gencin bir siyasi görüşü, bir dünya görüşü olmalı. Fakat özellikle ülkemizde siyaset yalnızca kutuplaşmayı getiriyor. Arkadaşlarımla olan sohbetlerimde bazı arkadaşlarımın “Ben X partili ile iş yapmam, ben Y partili ile dost olmam, Z partisi bence hiç olmamalı” dediklerini duyuyorum. Kişisel görüşleri olduğu için yargılamak istemesem de hoşuma gitmiyor. Özellikle de bunu düşünce özgürlüğünün olması gerektiğini savunan kişilerin yapması sadece komik oluyor. Tekraren söylüyorum; “Gençler arasına siyaset girmemeli” çünkü bu ülkenin en fazla gençlere ihtiyacı var. Atatürk’ün de umudu olan gençlik, birbirlerini sınıflandırıp, ayrıştırarak, kavgada yiyerek değil; birbirlerini farklılıklarıyla kucaklayıp, ülkenin huzuru, mutluluğu ve kalkınması için birlikte çalışarak ülkemizi hak ettiği seviyeye ulaştırmalıdır.
Bir genç olarak özellikle insanları ötekileştirmemeye dikkat ediyorum. Ama maalesef çevremizde ötekileştirme o kadar yerleşmiş ki kimsenin birbirine saygısı kalmamış. Evet, bu düzen böyle gelmiş ama böyle gitmemesi biz gençlerin elinde. Ülkemizde genç nüfus çoğunlukta. Bu çoğunluğun doğru hareket etmesi ülkemizde birçok sorunu bitirebilir. Kimseyi ötekileştirmeyerek, “Türkiye” ortak paydasında buluşarak, çalışarak, boşa vakit geçirmeyerek ülkemizi daha iyi konuma getirebiliriz. Kimseden kapasitesinin üstünde iş yapmasını beklemiyorum. Kalemi kuvvetli olan kaleme sarılıp makaleler yazsın, teknoloji ile arası iyi olan teknolojik bir şeyler yapsın, mühendis olan fark yaratacak bir şey yapsın. Kim ne yaparsa yapsın ama el ele, diz dize, yalnız kendi çıkarını düşünerek değil; ülkesine bir katma değer sağlamayı düşünerek yapsın. Üretilen bilgi, fikir tozlu raflarda saklanmak yerine onu işleyebilecek mahir ustaların ellerine teslim edilsin.
Bu bir zincirdir sevgili arkadaşlarım! Siz şu an ürettiğiniz bir bilgiyi mahir bir ele teslim ederken belki bir kar elde edemezsiniz ama onun ülkeye sağladığı katma değer er ya da geç size de döner. Yeter ki birbirimizi ötekileştirmeden, birbirimizi dışlamadan el ele vererek iş yapmayı öğrenelim.
İşleyen demir ışıldarmış. Haydi bileğimize kuvvet.
Sağlıcakla kalın,
Taha Nusret BOZKURT




