Personel yönetimi ilk olarak I. Dünya Savaşı zamanlarında, Sanayi Devrimi’nin etkisiyle işletmelerin artması, büyümesi ve daha fazla personel ihtiyacı olması sonucunda ortaya çıkmıştır.
Personel yönetimi uygulamaya girdiği ilk dönemde çalışanları; sorumsuz, işten kaytarma potansiyeli yüksek olan, sıkı denetim ve gözetim altında tutulması gereken, tek motivasyonu para kazanmak olan insanlar olarak görmekteydi. Bu anlayış, personel yönetiminden sorumlu departmanlarında iş tanımına yansıdı. Personel ile ilgili departmanların görev tanımları; işe alma, işten çıkarma ve personel özlük dosyalarının tutulması gibi birkaç temel işten ibaretti. Yani işletmeler için stratejik bir önem taşımaktan ziyade, personellerle ilgili yasal zorunlulukları yerine getirmesi için kurulan bir departmandı.
Ancak, zaman içerisinde yapılan araştırmalar ve geliştirilen teoriler; insanların sorumluluk sahibi olduğunu, motivasyon kaynaklarının sadece para olmadığını, sosyal ve psikolojik kaynaklı motivasyona da sahip olabileceklerini kanıtladı. Bu teoriler sonucunda personelin değerli olduğu anlaşıldı. İşletmelerin rekabetinde de personeller büyük önem taşıyordu. Her firma aynı makineleri edinebiliyorken, aynı derecede eğitilmiş personeli her firmanın bulması zordu. Bu da yetersiz görev tanımlarına sahip, yasal iş ve işlemleri yürüten personel yönetimi anlayışından ziyade; personeli değerli gören ve motive edilmesi, iyi eğitilmesi gerektiğini kabul eden insan kaynakları yönetimi anlayışının kabul görmesine neden oldu. Bu anlayışın kabul görmesi ile büyük ölçekli işletmelerin personel yönetimi anlayışından, insan kaynakları anlayışına geçmesi kısa bir zaman içerisinde ve gayet başarılı bir şekilde gerçekleşse de; küçük ve orta ölçekli işletmelerde bu geçiş daha uzun zaman aldı.
Bazen insan kaynakları yönetiminin ve personel yönetiminin birbirinin muadili gibi aynı anlamda kullanıldığına şahit olsak da; personel yönetiminin, insan kaynakları yönetimi içerisinde sadece bir bölüm olduğu söylenebilir. Personel yönetimi anlayışında, çalışanlara karşı yönetimin savunulduğu, yani çalışana karşı bir tutum sergilense de; insan kaynakları yönetimi anlayışında çalışanların hakları konusunda yönetime karşı çalışanların savunulduğu bir anlayıştan bahsedebiliriz.
Personel yönetiminde uygulamalar sadece mevzuat ve prosedürlerden ibaretken; insan kaynaklarında işletmenin ihtiyaçlarına uygun bir yönetim anlayışı vardır.
Günümüzde sık sık duyduğumuz personele değer verilmesi, işletmenin vizyon ve misyonunun belirlenmesi ile işletme kültürü anlayışı da insan kaynakları yönetimine geçişin bir mahsulüdür.
Özetle; sadece mevzuat ve prosedürlerin uygulandığı personel yönetimi anlayışı yerini, personelin her türlü problemi ile ilgilenildiği, eğitildiği, geliştirildiği ve kariyer planlamasının yapıldığı modern bir anlayış olan insan kaynakları yönetimi anlayışına bırakmıştır.




