Daha önceki birçok yazımda hayatımızın her alanına siyasetin sirayet etmemesi gerektiğinden bahsetmiştim. Hiç şüphesizdir ki siyasi ayrışmaya rastladığımız alanlardan biri de kültür sanattır. En basit bir örnekle senelerdir Necip Fazıl şiirleri okuyanlara “Faşist, gerici”, Nazım Hikmet şiiri okuyanlara ise “Komünist, vatan haini” dendiğine şahit olduk ve maalesef ki olmaya da devam ediyoruz. Oysaki kültür, sanat, edebiyat gibi alanlar siyasete hiç bulaşılmaması gereken toplumu ortak bir paydada buluşturan şeylerdir.
Siyaset, ülke meselelerini yorumlama ve olaylara farklı açılardan bakmaktır. Ülkemizi ilgilendiren bir konudaki şahsi veya toplu görüşlerimiz birer siyasettir. Oysaki sanat, insanların yaşadıkları duyguları bilerek ve isteyerek diğer insanlara anlatma biçimidir. Yani bu iki tanımdan yola çıkarsak siyaset ve sanat birbirinden çok farklı şeylerdir. Bu doğrultuda bir kişiyi okuduğu kitapla, dinlediği şarkıyla gerici veya vatan haini ilan etmek yanlış bir anlayıştır. Kendini geliştirmek isteyen her insan farklı görüşlere de açık olmalı, saygı duymalıdır. Bir kişi herhangi bir kitabı okuduğu için veya herhangi bir müziği dinlediği için bir sınıflandırmaya, bir ayrımcılığa maruz kalıyorsa sorun o kitabı okuyan veya o müziği dinleyen kişide değil, o kişiyi bir ayrımcılığa maruz bırakan kişidedir. Sanat eseri onu kullanan kişinin siyasi görüşünü belirlemez. Kaldı ki; herkes istediği siyasi görüşü benimsemekte ve kimsenin gururunu incitmeden bu görüşü ifade etmekte özgürdür. Geçmişte yaşanılan 12 Eylül gibi ihtilal dönemlerinde bir kitabı yasaklamak nasıl ki bir ayıpsa, bugün bu zihniyeti farklı bir biçimde tezahür ettirmekte o kadar ayıp ve olmaması gereken bir şey. Bir türkünün ezgisi, bir şiirin kıtası veya farklı bir sanat eserinde farklı bir şey birinin hoşuna gitti diye onu bir isimle toplumun dışına itme çabası bana çok ağır gelen, ülkemin geleceği için beni endişelendiren bir durumdur. Bir kişi Hüseyin Nihal Atsız da okur, Aziz Nesin de, Ahmet Arif de… Bu onun okuduğu kitaptaki görüşü benimsediğini göstermez. İnsan bir ideolojiye kendini körü körüne kaptırmamalı. Kendini yakın bulduğu ideolojiden sanatçıları okuduğu gibi farklı ideolojilerden kişilerin eserlerini de okumalı, iki ideolojiyi kendi zihninde sentezlemeli ve sonucunda kendi hayat görüşünü inşa etmeli. Nitekim ben Necip Fazıl’ın da şiirlerini severim, Bülent Ecevit’in de. Ahmet Arif’ten de şiir okurum, Hüseyin Nihal Atsız’dan da. Ahmet Şafak da dinlerim, Edip Akbayram da… Tekrar söylüyorum; bu benim o sanatı yapan sanatçının siyasi görüşünü benimsediğim anlamına gelmez! Hoşuma gitmiştir, okurum veya dinlerim…
Kimse bir kitabı okumaktan, bir müziği dinlemekten korkmamalı. Hiç kimse bir kitap okudu, bir müzik dinledi diye komünist de olmaz, faşist de. Benim görüşümle insan bir sanat eserini kendi yaşadığı duygularla eşleştirdiği için sever. Duyguların ise siyaseti olmaz…




