Ayrımcılık Zihinlerimizde!

Hayata gelirken bazı konularda bize seçenek sunulmaz. Mesela; nasıl bir aileye doğacağımızı, etnik kökenimizin ne olacağını, saçımızın, gözümüzün, ten rengimizin ne olacağını, cinsiyetimizin ne olacağını, nasıl bir vücut yapısına sahip olacağımızı biz seçemeyiz mesela…

Peki, insanları kendi seçimi olmayan bir şey için yargılamak, dışlamak, her insan için hak olan şeyler, duygular onlar için hak değilmişçesine davranmak ne kadar adil?

Maalesef ki toplumumuz kendinden olmayanı dışlamak konusunda epeyce uzmanlaşmış durumda. Aslında kendi kararı ile olsun veya olmasın bir insanı filtrelemek, kategorize etmek ve bu doğrultuda da dışlamak ayıptır. Ama hele de kendi tercihleri olmayan şeyler için onları saygıdan, sevgiden, aşktan dışlamak daha büyük ayıptır.

Gençlik ve Spor Bakanlığı Gençlik Hizmetleri Genel Müdürü Sayın Emre Topoğlu, “Pencere Kenarı” adlı kitabında “Herkes genellikle çok haklı ve aslında çok da iyi biri, değil mi? Biliyorum ben bu önermeyi! Sadece merak ettiğim herkes bu denli iyi ise, bunca kötülüğün kaynağı ne ola ya da nereden çıkmakta?” diye sorar.[1]

Şimdi bunun üzerine hakikaten durup düşünmek gerekiyor. Lafa bakılırsa herkes için “Kürt – Türk kardeş, mezhep çatışması yok hepimiz Müslüman’ız, engelli – engelsiz ayrımı yok; sonuçta hepimiz engelli adayıyız.” Peki, o zaman tüm bu ayrımları kim yapıyor? Bu insanları kim toplumdan soyutluyor ve dışlıyor? Aslında cevap biraz ağır olsa da aleni bir şekilde ortada: Herkes bu kesimlerle kendi temas etmediği sürece hoşgörülü! Tıpkı seminerlerimde ve yazılarımda sık sık örnek verdiğim o anketteki gibi…

Ankette “Engellilerin evlenme hakkı var mı?” sorusuna %98 “Evet, var” cevabını verirken “Siz engelli bir bireyle evlenir misiniz?” veya “Çocuğunuzun engelli bir bireyle evlenmesine müsaade eder misiniz?” sorusuna herkesin karşı çıktığı gibi. “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” mantığıyla, kendisine dokunmadığı sürece bir şeyler bu kişilere hak oluyor…

Aslında sorun Kürt’te, Türk’te, Alevi’de, Sünni’de, engelli de, engelsiz de değil; asıl sorun pas tutmuş zihinlerde! Materyalist yaklaşımla karakterden uzaklaşarak sadece dış görünüşe önem veren zihinlerimizde…

Artık yıkın tüm duvarlarınızı. Birbirimizi insan olduğumuz için, iyi bir insan olduğumuz için sevelim; öyle, böyle, şöyle diye değil!

[1] Dr. Emre TOPOĞLU, Pencere Kenarı, “Ne Derler” Eğitimi, s.29