Peki Benim Derdim Ne?

Sık sık karşılaştığım sorulardan biri “Yahu, derdin ne de oradan oraya koşturup duruyorsun?” sorusudur. Bu sorunun iki cevabı var. Bu yazımda bunları biraz anlatmak istiyorum.

  • Engelleri Kaldırmak İçin

Bilindiği üzere ülkemiz gelişmekte olan bir ülke. Bunun ise bazı handikapları var. Bunlardan biri de engellilere yönelik önyargılar. Nitekim toplumumuzda engellilerle ilgili konuşmalara şöyle bir kulak kabarttığınızda engellilerin birçok şeyi yapamayacağını, engellilerin eğitim hayatında, iş hayatında ve özel hayatında başarılı olamayacağını duyarsınız. Oysaki bu tamamen bir önyargıdan ibarettir.

Toplumumuz görmezden gelse de Türkiye’de başarılı olmuş, bir yerlere gelmiş engelli bireyler de vardır. Bu kadar çalışmamın hedeflerinden ilki olarak toplumda daha fazla yer alarak, daha fazla işe imza atarak, daha fazla görev üstlenerek bir engellinin de bu toplumda yer edinebileceğini kanıtlamak istiyorum. Bir gün artık hiçbir konuda engelli-engelsiz ayrımının kalmadığını görmek istiyorum. Bu kadar çabalamamın sebeplerinden biri budur.

  • Bu Ülke İçin

İkincisi ve en önemlisi ise; üst paragrafta da dediğim gibi biz gelişmekte olan bir ülkenin gençleriyiz. Belki acımasızca gelebilir fakat boş muhabbetlere, içi boş eğlencelere, bize hiçbir şey katmayan seyahat ve gezilere ayıracak vaktimizin olduğunu düşünmüyorum. Bizler çok okumalı, çok yazmalı, çok dinlemeli, çok ama dolu konuşmalı, sık ama bilgilenerek gezmeliyiz. Yaptığımız her aktivite bize bir donanım kazandırmalı. Çalışırken de, eğlenirken de, gezerken de, okurken de yaptığımız işin bize bir katkısının olup olmadığına dikkat etmeliyiz. Mesela kendi hayatımdan örnek vermek gerekirse; Netflix’te film izlerken genelde çok hoşuma giden, belgesel niteliğindeki bir mini dizi olan İnside Bill’s Brain Decoding Bill Gates gibi dizileri izlemeye çalışıyorum. Çünkü böyle kişilerin hayatını izlemek beni daha fazla okumaya, daha fazla çalışmaya ve en nihayetinde de daha fazla üretmeye itiyor.

Ama şu hususa da dikkat etmek gerekir ki; edindiğimiz donanımın bizde süs olarak kalmaması gerekiyor. Yani edindiğimiz her bilgiye “Ben bu bilgiyi nasıl işlersem toplumun ve ülkemin menfaatine uygun hale getiririm?” gözüyle bakmak gerekiyor. İşte ikinci husus ise; ülkeye faydalı bir birey olma isteğimdir. Çünkü bir ülkenin kalkınması toplumun tümünü etkileyen bir iştir ve yalnızca siyasilerin, bürokratların omuzlarına yüklenemez. Bir ülkenin kalkınması o ülkede yaşayan her bir ferdin üzerine düşeni layıkıyla yapması ile mümkündür. Fakat toplum içerisinde de en çok çalışması gereken gençlerdir. Çünkü gençler tarih boyunca tüm coğrafyalarda kalkınmanın lokomotifi olmuştur.

Üzerimde çok büyük emekleri olan ÜNSPED Spor Kulübü Genel Koordinatörü Semra DEMİRER hocam sıklıkla Atatürk’ün bu ülkeyi gençlere emanet ettiğini hatırlatır biz gençlere… Evet, Atatürk bu ülkeyi “Ey yükselen yeni nesil, gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve sürdürecek olan sizsiniz!” diyerek biz gençlere emanet etmişti. “Benim bütün ümidim gençliktedir” derken gençlerin enerjisi, dinamizmi, donanımı ile bu ülkenin kalkınma hamlelerine yasalar çerçevesinde öncülük edeceğini biliyordu.

İşte tüm bu sebeplerden dolayı çok çalışmamız gerekiyor. Benim derdim önce bu ülke, sonra engelli ve engelsiz ayrımcılığıdır. Bunun için çalışır, bunun için çabalarım…

Selametle…