Gençler olarak her ne kadar eğitimler alsak da okullar bitirsek de bizlerde eksik kalan bir şeyler var. Buna yaşamın pahalılığı mı dersiniz, yoksa bir atalet mi dersiniz, bilemiyorum. Ama gerçek şu ki; sanattan, kültürden, sosyal faaliyetlerden eksik bir hayat sürüp gidiyoruz. Her şeyin teknolojiye sığdırıldığı bir dünyada yaşıyoruz. Teknoloji, her ne kadar ulusal kalkınmamız ve iş yaşamımızda işlerimizi daha kolay ve hızlı yürütmemiz için bir şart olsa da teknoloji dışında da bir yaşamımız olması gerektiğini düşünenlerdenim.
Maalesef ki bu hususta bir türlü orta yolu bulamıyoruz. Bir kesim tamamen teknolojiyi kullanmayı bırakmaya çalışıyor (her ne kadar bu tarz gençlerin sayısı bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az olsa da), kimisi de teknolojinin faydalarının büyüsüne kapılarak, teknolojiyi ilahlaştırarak sabah-akşam elinden teknolojik bir aleti bırakmak istemiyor. Fakat, olması gereken; dengeyi koruyarak teknolojiyi yalnızca ihtiyaç duyulan alanlarda kullanmaktır. Örneğin; bir iş veya araştırma yapıyorken bunu teknolojinin verdiği nimetleri kullanarak hızlı bir şekilde tamamladıktan sonra, teknolojiyi bir kenara bırakıp hayata odaklanmamız gerekir. Ancak böylece eksik kalan yanlarımızı tamamlayabiliriz. Peki, eksik yanlarımız neler?
1. Spor, sanat ve kültürden uzak olmak.
Ben çocukken teknoloji bu kadar yaygın olmadığı için bilhassa yaz aylarında çocuklar ve gençler sokağa çıkar; basketbol, voleybol, futbol, yakar top, saklambaç gibi oyunlar oynardı. Bu profesyonel olarak olmasa bile koştuğumuz ve hareket ettiğimiz için spor ihtiyacımızı bir nebze de olsa karşılıyordu. Hafta sonu olduğunda birçok aile çocuğunu sinema veya tiyatroya götürürdü. Yani bu eksiklerimizi o dönem gideriyorduk. Fakat teknolojinin yaygınlaşması ile boşta bulduğumuz her vakti teknoloji ile doldurup ne sanata ne spora ne de kültüre vakit ayırmaya başladık. Oysaki sevdiğimiz bir kitaptan günde 5-10 sayfa okuyarak, pandemi bittikten sonra en azından haftada bir günümüzü yürüyüş yapmaya, müze gezmeye, sanat galerilerine gitmeye veya bunları yapamıyorsak sanatla, kültürle ilgili bir araştırma yapmaya ayırabiliriz. Bu araştırmayı yaparken her ne kadar yine teknolojiyi kullanacak olsak da en azından İnstagram’da amaçsızca dolaşmaktan iyidir.
2. Adab-ı Muaşeret
Biz de eksik olan bir diğer husus ise; adab-ı muaşeret. Muaşeret, birlikte yaşamak demektir. Adab-ı Muaşeret ise, bize birlikte yaşamayı öğreten kurallar bütünüdür. Günümüzde teknolojiyle aşırı düzeyde alakadar olmaktan insanlığı unutmuş, dünyada yalnızca kendisi var gibi hareket eden insanlar görüyoruz. Her ne kadar işe girmek için iyi bir okul, iyi derecede yabancı dil, teknolojik bilgiler vs. istense de aslında aranan temel niteliklerden birisi de birlikte yaşamayı bilmektir.
3. Konuşamamak
Başlık komik gelebilir ama cidden büyük bir problem haline gelmeye başladı. Sürekli mesajlaşmaya, insanlarla yazarak iletişime geçmeye o kadar alışmışız ki, yüz yüze iki kelimeyi yan yana getiremeyen, hitabet yeteneğimizi kaybetmişiz. Bazen yüz yüze bir insanla iletişime geçtiğimde bazı insanların robot olduğundan şüphelenmeye başlıyorum. O kadar kalıp ve duygudan yoksun cümleler duyuyorum ki; böyle düşünmemek elde değil.
Bu yazımda sizlere üç başlıkta biz gençlerde eksik kalanları anlatmaya çalıştım. Mevzuu teknoloji karşıtı veya yandaşı olma mevzusu değil, teknolojiyi dengede kullanma mevzusudur. Boş zamanlarımızı internette gezinmek yerine bir kitaptan veya gazeteden (online değil de, basılı olarak olursa daha iyi) bir şeyler okuyarak, insanlarla iletişime geçerek, ekranın dışındaki hayatın da tadını çıkararak geçirmek bizi daha mutlu, daha gelişmiş bir insan yapacaktır.




