Gün geçtikçe birbirimizden biraz daha uzaklaşıyoruz. Biraz teknolojiye ayak uydurmamız, biraz gün geçtikçe daha sığ düşüncelere boğulmamız nedeni ile çevremizde bizden olmayanları dışlayıp, kendimize saf bir çevre inşa etmeye çalışıyoruz. Oysa insan tek tip midir? Tek yumurta ikizlerinde bile karakter olarak, düşünce yapısı olarak farklılıklar gözlemlenirken sadece kendimiz gibi olan insanlardan bir çevre oluşturmak ne kadar gerçekçidir? Asıl olan kendimizden olmayanı dışlamak değil, kendimizden olmayana kucak açarak birlikte yaşamayı öğrenebilmektir.
Şu bir gerçek ki; hiçbir insan diğerinin %100 aynısı olamaz. Bize en çok benzediğini düşündüğümüz kişilerle bile aramızda bir sürü farklar vardır. Zaten olmalıdır da! O zaman neden çevremizdeki tüm insanları kendimize benzetmeye çalışıyoruz. Bu hususta daha önce de farklı platformlardaki yazılarımda bahsettiğim Hükûmet Kadın 2 filminden hepimizin aklına kazıması gereken bir repliği sizlerle paylaşıyorum. Sahnede senaryoya göre o zaman belediye başkanı olan Aziz Veysel Nuroğlu ile Süryani cemaatinin önde gelen lideri bir arabada giderken ayrımcılık konusu açılır ve Aziz Veysel şunları söyler:
“Bu dünya, senden olmayanlarla hoştur. Onların sana verdiği ilimlerle, kıymetlerle, gönüllerle hoştur. Sadece senin gibiler değil, senden olmayan da çok yaşasın ki, sen de yaşa. Hele bir de onun gözüyle gör şu fani dünyayı. Herkes beyaz olsa, o zaman beyazı fark edemezsin ki. Değil mi? Veyahut da siyah. Beyaz en güzel siyahta belli eder kendini. Beni ben yapan yegâne şey, benden olmayandır. O yoksa, sen de yoksun. Ne anlamın kalır, ne rengin belli olur, ne de tadın…”
İnsanları ayrıştırmak çok kolaydır. Ayrıştırmak istediğin zaman dili, dini, ırkı, cinsiyeti, memleketi, etnik kökeni, siyasi görüşü, yaşam biçimi gibi bir dizi sınıflandırmaya maruz bırakabilirsiniz. Fakat bu hiçbir şey kazandırmaz. Aksine dost kaybettirir, arkadaş kaybettirir. Bu yazımda naçizane birkaç öneri ile birlikte yaşamamızı kolaylaştıracak bir tavsiye vermek istiyorum
1. İnsanı “İnsan” olarak görün.
Bana göre bugün yaşadığımız birçok sorunun temelinde insanı insan olarak görmemek yatıyor. Bir insanla iletişime gireceğiniz zaman cinsiyetini, görüşünü, tarzını bir kenara bırakıp her şeyden önce karşınızdaki kişinin bir insan olduğunu kabullenin ve insana yakışır bir biçimde iletişim kurun.
2. Tartışma yaratacak konulara girmemeye özen gösterin.
Çevremde tartışma çıkacağını, kavga çıkacağını bile bile bazı konuları karşıt görüşlü dostlarıyla konuşmaya çalışan kişiler görüyorum. Bu konuların başında da siyaset geliyor. Kendini siyasetçi zannedip, girdiği her ortamda ucundan bucağından siyasete dokunmaya çalışan insanlar var. Kimse, kimsenin siyasi görüşünü benimsemek zorunda değil. Siz bir siyasi tartışma açtığınızda karşınızdaki bunu kabullenmeyecek ve tartışma çıkacak. Yapmayın bunu. Birilerini kışkırtmakla elinize hiçbir şey geçmez. Normalde takım ve siyaset konusunda fanatik olmasam da biri kendi görüşünü dayatmaya, empoze etmeye kalktığı zaman, benim de fanatik tarafım tutuyor ve sonuç tartışma oluyor. Kendinizden olmayana saygı duyun. Fikir diretmeye kalkmayın!
3. Kendinizden olmayana kötü gözle bakmayın.
Günümüzde siyasetin yaptığı en büyük yanlış da farklılıklara kucak açmamaktır. Bu huy toplumun her kesimine sirayet etmiş olacak ki herkes kendisini en yukarıda görüyor ve kendinden olmayana cahil, gerici, hain, işe yaramaz insan gözüyle bakıyor. Ama her siyasi görüşten okumuş insan, fikir insanı, bilim insanı, kültür seviyesi yüksek kişiler çıkabilir. Bu sadece belirli bir görüşü savunanların yapabildiği bir şey değildir. Kendi siyasi görüşünden başka bir görüşü savunan insanları cahil olarak görmek aslında bana göre o insanın düşünce açısından zayıflığını ortaya koymaktadır.
Sizlere bu yazımda üç başlık altında birlikte yaşamayı anlatmaya çalıştım. Unutmayalım ki; insan kaybetmekten kimseye fayda gelmez ama kazandığınız her insan size manevi bir güç verir.




