Başta bu sayfa olmak üzere daha önce pek çok platformda Türkiye’de engelli olmanın zorluğu üzerine yazılar yayınlamıştım. Fakat gözlemim o ki; bizim toplum bu şekilde gittikçe biz daha bu konuda çok yazı yazar, çok konferans veririz. Çünkü; yapılan tüm çalışmalara rağmen bir arpa boyu yol alınamadığı, toplumdaki “engelli” algısının bir türlü değişmediği, engellilerin hala ayrımcılıklara maruz bırakıldığı gün gibi ortadadır.
Engelliler, günlük yaşamda gerek erişebilirlik gerek topluma entegrasyon gerekse iş ve sosyal hayata tam katılım konusunda problemlerle karşılaşıyor. Şehirlerin fiziki yapıları engellilerin özgürce ulaşımlarına elverişli değil, toplum; engelli bireylere halen alışamadı, iş hayatında “prezentabl olmak” adı altında engellilerin iş hayatından dışlanması veya engellilerin iş hayatında silik kalmasına zemin hazırlanıyor vs. vs… Abarttığımı mı düşünüyorsunuz? O zaman size bu işi matematiksel anlatayım: Bir engelli düşünelim… İyi bir okuldan ve iyi bir bölümden mezun, zeki, çalışmayı seven, öğrenmeye ve gelişmeye sürekli açık, oturmasını kalkmasını bilen, rapor ve doküman hazırlamayı bilen, ekip çalışmasına uyumlu, yabancı dil bilgisi var, yazışma kurallarına hakim ve daha projeler yapmayı seven bir engelli düşünelim. (Merak etmeyin bu ben değilim.) 10 tane özellik saydık. Bunların her birine 10’ar puan verdiğimizi düşünürsek bu engelli vatandaşın 100 puanı oldu. Fakat bu engelli bireyin yavaş çalıştığını, konuşmasının veya yürüyüşünün bozuk olduğunu vs. düşünelim. Tüm bunlar sosyal hayatta ve iş hayatında 0 ile çarpım etkisi yaratıyor. Dolayısıyla 100 x 0 = 0 oluyor. Bir engelli ne kadar başarılı ve nitelikli olursa olsun sonuçta adınız yine “engelli” oluyor. Yine mi abarttığımı düşünüyorsunuz? Etrafınıza bir bakın; kaç kurumun başında (kamu veya özel sektör fark etmez) engelli bir yönetici görebiliyorsunuz? Toplumda itibar sahibi olan kaç engelli tanıyorsunuz? Kaç tane engellinin önü iş hayatında açılmış?
Ulaşımın engellilere bedava olması, engellilerin birtakım hizmetlerden bilabedel veya indirimli faydalanması bir çözümdür. Ama bu, günü kurtaran bir çözümdür. Günü kurtaran çözümlerle engellilerin topluma entegrasyonu meselesini çözemeyiz. Bilakis; engellilerin her şeye bedava ulaşması toplum nezdinde engellileri “bedavacı” veya “dilenci” konumuna düşürür ve nitekim düşüyoruz da… Nitekim; getirilen her 50 işçi de en az 3 engelli çalıştırma zorunluluğu da tutmadı. Kamu kurumu da olsa özel şirket de olsa engelli çalışanı zorunluluktan aldı ve hiç yükselemeyecekleri pozisyonlara yerleştirdi. Kalıcı çözüm ise engelli – engelsiz fırsat eşitliğini yaratmak ve engelli olmayan bir birey ne gibi imkânlara sahipse aynısını engelli bireylere de sağlamaktır. Ancak bu yolla meselemizi çözebiliriz…
Bu duygu ve düşüncelerle ülkemizin Kurban Bayramı’nı kutlar; esenlikler dilerim.




